{"version":2,"html":"<p>Ceketimin yakasını ne kadar çekersem çekeyim, o uğursuz nisan rüzgarı bir yolunu bulup tenimi sızlatıyordu. Parkın ahşap bankı sırtıma batıyordu ama yerimden kalkacak ne bir kuruşum ne de dermanım vardı. Midemin açlıktan kıvranan o tanıdık gurultusunu bastırmak için kolumu karnıma doladım.</p><p>Başımı sert tahtaya yaslayıp gözlerimi sıkıca kapattım. Sadece birkaç saatliğine de olsa bu berbat hayattan, borçlardan, çaresizlikten kaçmak istiyordum.</p><p>Keşke, diye düşündüm bilincim karanlığa gömülmeden hemen önce... Keşke hiç uyanmasam.</p><p>"Uyan."</p><p>Zihnimin içinde bir fısıltı mıydı bu, yoksa rüzgar mı?</p><p>Göz kapaklarım tonlarca ağırlıktaymış gibi yavaşça aralandı. Parkın o soğuk asfalta bakan manzarasını görmeyi bekleyerek doğruldum. Ama sırtımda hissettiğim şey sert bir bank tahtası değildi. Yumuşak, kadifemsi bir kumaşın üzerindeydim.</p><p>Bir sandalyede?</p><p>"Ne...?"</p><p>Ağzımdan çıkan sesle irkildim. Bu benim sesim olamazdı. Benim sesim sigaradan ve soğuktan çatlardı; bu ses ise pürüzsüz, ürkütücü derecede tok ve yabancıydı.</p><p>Hızla ayağa fırlamaya çalıştım ama dizlerim titredi. Dengemi kaybedip önümdeki devasa ahşap masanın kenarına tutundum. Gözlerim deli gibi etrafta döndü. Burası park değildi. Taş duvarlarından loş bir ışığın süzüldüğü, buram buram eski kitap ve mum kokan, yüksek tavanlı bir odanın ortasındaydım.</p><p>Kalbim göğüs kafesimi dövmeye başladı. Panik dalgası boğazıma tırmanıyordu.</p><p>"Öldüm mü ben? Nasıl... Neredeyim ben?!"</p><p>Masaya tutunan ellerime dikildi gözlerim. Durdum. Nefes almayı unuttum. Benim ellerim inşaatta, sanayide çalışmaktan nasır tutmuş, tırnak dipleri kararmış ellerdi.</p><p>Bu eller ise... Bembeyazdı. Parmaklar uzun, pürüzsüz ve hayatı boyunca ağır tek bir nesne bile kaldırmamış gibi zarifti. Üzerimde çizgili eski tişörtüm değil, keten, tuhaf kesimli bembeyaz bir gömlek vardı.</p><p>Akıl sağlığımı kaybetmek üzereymiş gibi pencereye doğru koştum. Perdeleri tutup iki yana itip dışarı baktım. Gördüğüm şey karşısında dilimi yuttum. Aşağıda ne bir araba vardı, ne egzoz dumanı, ne de beton gökdelenler... Sadece yan yana dizilmiş, dik kiremit çatılı, taş ve ahşap karışımı yüzlerce ev uzanıyordu. Toprak sokaklarda at arabaları ilerliyor, üzerlerinde pelerinler, bellerinde kılıçlar olan tuhaf kıyafetli insanlar koşuşturuyordu. Adeta orta çağdan fırlamış devasa bir şehrin tam göbeğindeydim.</p><p>Dehşet içinde geriye doğru birkaç adım attım. Sırtım odanın köşesindeki boy aynasına çarptı. Yavaşça kafamı çevirdim ve aynadaki yansımayla göz göze geldim.</p><p>Karşımda duran adam ben değildim. Aynadaki keskin yüz hatlarına, parlak saçlara sahip yabancı genç adam, ben dehşet içinde çığlık atmak isterken sadece dudaklarını büzdü.</p><p>Başka bir dünyadaydım. Ve daha da kötüsü, başka birinin bedeninin içinde kapana kısılmıştım.</p><p>Gözlerimi aynadaki yabancıdan ayıramıyordum.</p><p>“Kabus,” diye fısıldadım, sesim odadaki taş duvarlara çarpıp bana geri döndü. "Kesinlikle parkta donuyorum ve beynim ölmeden önce bana son bir oyun oynuyor."</p><p>Ellerimle yanaklarıma vurdum, canım yandı. Aynadaki yabancı adam da aynı anda yüzünü buruşturdu. Rüya değildi.</p><p>Masaya doğru sendeledim. Üzerindeki eşyalara çarptı gözüm. Tuhaf, parşömen kâğıtları, ucu kararmış bir tüy kalem ve mürekkep hokkası... Kâğıtların üzerinde daha önce ömrümde görmediğim, kıvrımlı, harf benzeri semboller yazılıydı.</p><p>Garip olan şuydu: Ben bu yazıyı hayatımda ilk defa görüyordum ama zihnim harfleri anında anlamlı kelimelere döküyordu.</p><p>Tam kağıtlardan birine dokunmak için elimi uzatmıştım ki, şakaklarıma aniden kızgın demirler saplandı.</p><p>"Ah! Siktir..."</p><p>Başımı ellerimin arasına alıp dizlerimin üzerine çöktüm. Beynimin içi sanki ikiye bölünüyor, kafatasımın içine zorla bir şeyler tıkıştırılıyordu. Acı o kadar yoğundu ki gözlerim karardı, kulaklarımda uğultular başladı.</p><p>Zihnimin karanlığında yabancı görüntüler, sesler ve kokular bir sel gibi patladı. Hiç gitmediğim sokaklar, hiç tanımadığım insanların yüzleri ve en sonunda tek bir isim zihnimin tam ortasına mühürlendi.</p><p>Kaelen Valeheart.</p><p>Bu bendim. Yani, şu an içinde bulunduğum bu bedenin sahibiydi. Valeheart hanedanının gözden düşmüş, bu ücra şehirdeki loş odaya sıkışıp kalmış son mirasçısı… Anılar zihnime oturdukça acı yavaş yavaş çekildi. Ağzımdan sıcak bir nefes verirken, alnımdan süzülen ter damlası ahşap zemine düştü. Artık sadece dünyadaki o çaresiz adam değildim; zihnimin bir yarısı artık Kaelen’a aitti.</p><p>Masaya doğru sendeledim, ellerim titriyordu. Dünyada beş parasız bir hiçtim; buraya gelmiştim ve değişen tek şey, üzerimdeki yırtık pırtık tişörtün yerini eski, kolları aşınmış keten bir gömleğin almış olmasıydı.</p><p>Hafızamdaki kırıntılar acı gerçeği yüzüme bir tokat gibi çarptı. Valeheart ismi bir zamanlar bu topraklarda hüküm sürmüş olabilirdi ama şimdi hiçbir anlamı yoktu. Ben, bir handa geceliği birkaç bakır paraya kiralanmış, tavanı akan loş bir odada sıkışıp kalmış, köylüden farksız düşmüş bir asilzadeydim.</p><p>Ne bir para, ne bir güç, ne de beni koruyacak bir lord vardı. Yapayalnızdım.</p><p>GÜM! GÜM! GÜM!</p><p>Kapının aniden sertçe dövülmesiyle yerimden sıçradım. Eski ahşap kapı, darbenin şiddetiyle menteşelerinden gıcırdadı.</p><p>"Kaelen! İçeride olduğunu biliyorum, aç şu kapıyı!"</p><p>Dışarıdan gelen ses hancıya aitti. Hafızamdaki anılar saniyeler içinde yerine oturdu; bu adam, üç gündür ödeyemediğim oda kirası yüzünden beni handan atmakla tehdit eden adamdı.</p><p>"Eğer o iki gümüş sikkeyi öğlene kadar getirmezsen," diye bağırdı hancı, kapıya bir tekme daha savurarak. "Eşyalarını sokağa fırlatır, o asilzade kıçını da muhafızlara teslim ederim! Zindanda çürürsün!"</p><p>Adım sesleri söylenerek merdivenlerden aşağı doğru uzaklaşırken nefesimi tuttum. Odada çıt çıkmıyordu.</p><p>Umutsuzca masanın çekmecesine uzandım ve belki bir çıkış yolu, bir ipucu bulurum diye çekip açtım. İçinde hiçbir şey yoktu. Sadece birkaç boş parşömen parçası ve toz. Ne bir altın, ne bir gümüş, ne de kendimi savunabileceğim bir şey... Bomboştu. Tıpkı dünyadaki cebim gibi.</p><p>Dizlerimin bağı çözüldü. Masanın kenarına tutunarak yavaşça yere, taş zemine çöktüm. Sırtımı duvara yaslayıp ellerimle yüzümü kapattım.</p><p>"Kabus bu..." diye fısıldadım, sesim ağlamaklı çıkmıştı. "Lütfen uyandırın beni. Parkta donmaya razıyım, sadece beni buradan çıkarın..."</p><p>Hiç bilmediğim bir dünyada, hiç tanımadığım bir adamın bedeninde, borç içinde kapana kısılmıştım. Öğlene kadar iki gümüş bulamazsam beni zindana atacaklardı ve benim ne dövüşmeyi bildiğim bir kılıcım vardı ne de bu şehirde sığınabileceğim tek bir tanıdığım. Korku tüm vücudumu esir alırken, odanın soğuk zemininde öylece kalakaldım. Kurtuluş yoktu. Gitgide yaklaşan o öğle vaktinin dehşetiyle baş başaydım.</p>","json":{"type":"doc","content":[{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Ceketimin yakasını ne kadar çekersem çekeyim, o uğursuz nisan rüzgarı bir yolunu bulup tenimi sızlatıyordu. Parkın ahşap bankı sırtıma batıyordu ama yerimden kalkacak ne bir kuruşum ne de dermanım vardı. Midemin açlıktan kıvranan o tanıdık gurultusunu bastırmak için kolumu karnıma doladım."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Başımı sert tahtaya yaslayıp gözlerimi sıkıca kapattım. Sadece birkaç saatliğine de olsa bu berbat hayattan, borçlardan, çaresizlikten kaçmak istiyordum."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Keşke, diye düşündüm bilincim karanlığa gömülmeden hemen önce... Keşke hiç uyanmasam."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Uyan.""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Zihnimin içinde bir fısıltı mıydı bu, yoksa rüzgar mı?"}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Göz kapaklarım tonlarca ağırlıktaymış gibi yavaşça aralandı. Parkın o soğuk asfalta bakan manzarasını görmeyi bekleyerek doğruldum. Ama sırtımda hissettiğim şey sert bir bank tahtası değildi. Yumuşak, kadifemsi bir kumaşın üzerindeydim."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Bir sandalyede?"}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Ne...?""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Ağzımdan çıkan sesle irkildim. Bu benim sesim olamazdı. Benim sesim sigaradan ve soğuktan çatlardı; bu ses ise pürüzsüz, ürkütücü derecede tok ve yabancıydı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Hızla ayağa fırlamaya çalıştım ama dizlerim titredi. Dengemi kaybedip önümdeki devasa ahşap masanın kenarına tutundum. Gözlerim deli gibi etrafta döndü. Burası park değildi. Taş duvarlarından loş bir ışığın süzüldüğü, buram buram eski kitap ve mum kokan, yüksek tavanlı bir odanın ortasındaydım."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Kalbim göğüs kafesimi dövmeye başladı. Panik dalgası boğazıma tırmanıyordu."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Öldüm mü ben? Nasıl... Neredeyim ben?!""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Masaya tutunan ellerime dikildi gözlerim. Durdum. Nefes almayı unuttum. Benim ellerim inşaatta, sanayide çalışmaktan nasır tutmuş, tırnak dipleri kararmış ellerdi."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Bu eller ise... Bembeyazdı. Parmaklar uzun, pürüzsüz ve hayatı boyunca ağır tek bir nesne bile kaldırmamış gibi zarifti. Üzerimde çizgili eski tişörtüm değil, keten, tuhaf kesimli bembeyaz bir gömlek vardı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Akıl sağlığımı kaybetmek üzereymiş gibi pencereye doğru koştum. Perdeleri tutup iki yana itip dışarı baktım. Gördüğüm şey karşısında dilimi yuttum. Aşağıda ne bir araba vardı, ne egzoz dumanı, ne de beton gökdelenler... Sadece yan yana dizilmiş, dik kiremit çatılı, taş ve ahşap karışımı yüzlerce ev uzanıyordu. Toprak sokaklarda at arabaları ilerliyor, üzerlerinde pelerinler, bellerinde kılıçlar olan tuhaf kıyafetli insanlar koşuşturuyordu. Adeta orta çağdan fırlamış devasa bir şehrin tam göbeğindeydim."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Dehşet içinde geriye doğru birkaç adım attım. Sırtım odanın köşesindeki boy aynasına çarptı. Yavaşça kafamı çevirdim ve aynadaki yansımayla göz göze geldim."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Karşımda duran adam ben değildim. Aynadaki keskin yüz hatlarına, parlak saçlara sahip yabancı genç adam, ben dehşet içinde çığlık atmak isterken sadece dudaklarını büzdü."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Başka bir dünyadaydım. Ve daha da kötüsü, başka birinin bedeninin içinde kapana kısılmıştım."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Gözlerimi aynadaki yabancıdan ayıramıyordum."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"“Kabus,” diye fısıldadım, sesim odadaki taş duvarlara çarpıp bana geri döndü. "Kesinlikle parkta donuyorum ve beynim ölmeden önce bana son bir oyun oynuyor.""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Ellerimle yanaklarıma vurdum, canım yandı. Aynadaki yabancı adam da aynı anda yüzünü buruşturdu. Rüya değildi."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Masaya doğru sendeledim. Üzerindeki eşyalara çarptı gözüm. Tuhaf, parşömen kâğıtları, ucu kararmış bir tüy kalem ve mürekkep hokkası... Kâğıtların üzerinde daha önce ömrümde görmediğim, kıvrımlı, harf benzeri semboller yazılıydı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Garip olan şuydu: Ben bu yazıyı hayatımda ilk defa görüyordum ama zihnim harfleri anında anlamlı kelimelere döküyordu."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Tam kağıtlardan birine dokunmak için elimi uzatmıştım ki, şakaklarıma aniden kızgın demirler saplandı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Ah! Siktir...""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Başımı ellerimin arasına alıp dizlerimin üzerine çöktüm. Beynimin içi sanki ikiye bölünüyor, kafatasımın içine zorla bir şeyler tıkıştırılıyordu. Acı o kadar yoğundu ki gözlerim karardı, kulaklarımda uğultular başladı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Zihnimin karanlığında yabancı görüntüler, sesler ve kokular bir sel gibi patladı. Hiç gitmediğim sokaklar, hiç tanımadığım insanların yüzleri ve en sonunda tek bir isim zihnimin tam ortasına mühürlendi."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Kaelen Valeheart."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Bu bendim. Yani, şu an içinde bulunduğum bu bedenin sahibiydi. Valeheart hanedanının gözden düşmüş, bu ücra şehirdeki loş odaya sıkışıp kalmış son mirasçısı… Anılar zihnime oturdukça acı yavaş yavaş çekildi. Ağzımdan sıcak bir nefes verirken, alnımdan süzülen ter damlası ahşap zemine düştü. Artık sadece dünyadaki o çaresiz adam değildim; zihnimin bir yarısı artık Kaelen’a aitti."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Masaya doğru sendeledim, ellerim titriyordu. Dünyada beş parasız bir hiçtim; buraya gelmiştim ve değişen tek şey, üzerimdeki yırtık pırtık tişörtün yerini eski, kolları aşınmış keten bir gömleğin almış olmasıydı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Hafızamdaki kırıntılar acı gerçeği yüzüme bir tokat gibi çarptı. Valeheart ismi bir zamanlar bu topraklarda hüküm sürmüş olabilirdi ama şimdi hiçbir anlamı yoktu. Ben, bir handa geceliği birkaç bakır paraya kiralanmış, tavanı akan loş bir odada sıkışıp kalmış, köylüden farksız düşmüş bir asilzadeydim."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Ne bir para, ne bir güç, ne de beni koruyacak bir lord vardı. Yapayalnızdım."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"GÜM! GÜM! GÜM!"}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Kapının aniden sertçe dövülmesiyle yerimden sıçradım. Eski ahşap kapı, darbenin şiddetiyle menteşelerinden gıcırdadı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Kaelen! İçeride olduğunu biliyorum, aç şu kapıyı!""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Dışarıdan gelen ses hancıya aitti. Hafızamdaki anılar saniyeler içinde yerine oturdu; bu adam, üç gündür ödeyemediğim oda kirası yüzünden beni handan atmakla tehdit eden adamdı."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Eğer o iki gümüş sikkeyi öğlene kadar getirmezsen," diye bağırdı hancı, kapıya bir tekme daha savurarak. "Eşyalarını sokağa fırlatır, o asilzade kıçını da muhafızlara teslim ederim! Zindanda çürürsün!""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Adım sesleri söylenerek merdivenlerden aşağı doğru uzaklaşırken nefesimi tuttum. Odada çıt çıkmıyordu."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Umutsuzca masanın çekmecesine uzandım ve belki bir çıkış yolu, bir ipucu bulurum diye çekip açtım. İçinde hiçbir şey yoktu. Sadece birkaç boş parşömen parçası ve toz. Ne bir altın, ne bir gümüş, ne de kendimi savunabileceğim bir şey... Bomboştu. Tıpkı dünyadaki cebim gibi."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Dizlerimin bağı çözüldü. Masanın kenarına tutunarak yavaşça yere, taş zemine çöktüm. Sırtımı duvara yaslayıp ellerimle yüzümü kapattım."}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":""Kabus bu..." diye fısıldadım, sesim ağlamaklı çıkmıştı. "Lütfen uyandırın beni. Parkta donmaya razıyım, sadece beni buradan çıkarın...""}]},{"type":"paragraph","attrs":{"textAlign":null},"content":[{"type":"text","text":"Hiç bilmediğim bir dünyada, hiç tanımadığım bir adamın bedeninde, borç içinde kapana kısılmıştım. Öğlene kadar iki gümüş bulamazsam beni zindana atacaklardı ve benim ne dövüşmeyi bildiğim bir kılıcım vardı ne de bu şehirde sığınabileceğim tek bir tanıdığım. Korku tüm vücudumu esir alırken, odanın soğuk zemininde öylece kalakaldım. Kurtuluş yoktu. Gitgide yaklaşan o öğle vaktinin dehşetiyle baş başaydım."}]}]}}
Yorumlar
Yorum yapmak için hesabına giriş yapmalısın.